Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SEVDİĞİMSİN

Sen benim zaman mekan aşıp gelmiş sevgilim Kalu beladan beri candan içre sevdiğimsin Lütfedip bana bir bakış atsan canım efendim Gönül bahçemde çiçek açtıran sevdiğimsin Gizlesem de aşikar etsem de yâr-i cihanım Her zaman o mualla mevkide benim sevdiğimsin Gece gündüz aklımdasın lale yanaklı cananım Renk vermesen de içten içe yanan sevdiğimsin Yüreği bir bebek gülüşü kadar masum Yüreği tertemiz, güven veren sevdiğimsin Karlar eriyip de çiçekler açınca geleceğim Sen benim gönül koymayan sevdiğimsin

İÇİNDEYİM

Hem derin bir keder hem coşkun bir arzu içindeyim Heyecanla çarpan bir kalbin tam içindeyim Derdimi kimseye söyleyemem ne edeyim Senden başka çare yok gönlüme nideyim Hüzünlenen ruhuma bir neşe ver sevineyim Böyle geçmez günler haber ver güleyim Bir buse ver yaşayan ölüyken dirileyim Şöyle bir sarıl da tekrar canlanayım Bir bakışınla ateşler içinde yanayım Pervane olup etrafında döne döne öleyim Onulmaz bir derde düştüm ne yapayım Kırılsam da incinsem de içimde seni gizleyeyim Ender Aydoğan

YORULDUM

Yoruldum yanlış yerde aramaktan Sevip de sevilmemekten Her gece rüyamda seni görmekten Hayalinle oturup kalkmaktan yoruldum Yıktım köprüleri senin için Kaldım sonra iki nehir arasında Yedim gençliğimi sana varmak için Geçilmez yolları aşmaktan yoruldum Sordum titreyen dudaklarımla sana Tebessüm ettin cevap verip de bana Kırıldım sana en ince yerimden Kalbim yine hüzünlendi derinden Gönlündeki yerini bilememekten yoruldum İzzeti nefsimi ayakaltı ettim senin için Belki bir gün anlar diye ah ettim için için Üzülsem de belli etmedim sevdiğim için Davetime icap etmedin bilmem niçin Yıllarca seni beklemekten yoruldum Ender Aydoğan

BEKLEYİŞLER

Yitirdim gündüzümü gecemi Terk eyledim yaşadığım beldemi Sana verdim gönlümün meylini Gördüm bana uzattığın elleri Döktüm de geldim eteğimdeki taşları Yol eyledim çarşı ve pazarı Bir göreydin gönlümdeki yarayı Daha bekler miydin vermek için haberi Duyurmak için yârdan gelen müjdeyi Tutamadım içimdeki heyecanı neşeyi Kavuşmak için bekledim güzel gözlü ahuyu Doyamadım sevmelere tatlı sözlü yârimi İstedim ben muradıma ermeyi Yıllarca yedim en acı meyveyi Öğretti bana acılarla sevmeyi İçtim ben de zaman denen ilacı Ender Aydoğan

AĞLARIM

Çekilip de insanlar evine Akşam olunca Kaplar içimi bir başka hüzün Yanımda olmayınca Odama çekilip de duvarlar arasında Yapayalnız kalınca Çayım demlenirken sobanın üstünde Efkar basınca Çaresizliğime ağlarım Saatlerce hıçkıra hıçkıra ağlamaktan Gözlerim morarınca Şu hâlime eyvah deyip Saçımdaki son teli koparınca Anlatılmaz bir derde düşüp  İçten içe yanınca Çaresizliğime ağlarım Her ne kadar gülse de yüzüm Ağlar seni seni düşünmekten özüm Hoş sesini duymayınca Kalem elden düşüyor Gönülde sen olunca Yazılacak kelime bulunmaz Bir an aklımda olmayınca Söylenecek söz bulunmaz Bir an seni anmayınca Çaresizliğime ağlarım Ender Aydoğan

NE HOŞ

Seninle yarınlara koşmak ne hoş Gönlünce gezip eğlenmek seninle  Saatlerce tartışmak bir konuyu seninle Konuşmak tadına varmak ne hoş Tutturmak bir türküyü seninle Ahengi yakalamak seninle Bir şarkıyı terennüm etmek seninle Bir çiçeği koklamak seninle ne hoş Seninle sohbetin tadına varmak ne hoş Bir başka güzel seninle geçen ömür Dakikaları saymak seninle Yıldızlara bakmak seninle ne hoş Yardım etmek bir çocuğa seninle ne hoş Beraber büyütmek bir evladın seninle Hayalin peşinden koşmak seninle Bir murada ermek seninle ne hoş Yağmurun altında iliklerine kadar ıslanmak Boğulmak bir okyanusta seninle Gerçekleştirmek bir rüyayı seninle Seninle kavuşmak bir hayale ne hoş Ender Aydoğan

SEVGİ

  Hiç evlenmemiş ve çocuğu olmayan Franz Kafka, Berlin’de bir sokakta dolaşmaktadır. Ağlayan bir kız çocuğuna rastlar. Çocuğun parkta çok sevdiği oyuncak bir bebeği kaybettiği için ağladığını anlar. Kafka, çocuğa bebeği beraber parkta ararlar ama o gün bebeğin kaybolan izine rastlamazlar. Ertesi gün aramaya karar verirler. Ne de olsa Kafka’nın bu çok içine işlemiştir.Ertesi gün beraber tekrar ararlar. O kadar ararlar ki sonunda bir banka oturup ümitsizce birbirlerine baktıktan sonra Kafka kız çocuğuna, cebinden çıkardığı bir mektup verir. Sevimli kıza der ki: “Bu mektubu sana bebek gönderdi.” Tabi mektuba bakan sevimli kızın gözlerinin içi güler ve aynı zamanda şaşırır. Kafka kendinden emin şöyle bir banka sırtını yaslayıp iki eli ceketini yakasında, parkın ağaçlarına bakarken:“Oku bakalım ne yazmış." der. Kız sevinç göz yaşları ve minnet bakışlarından sonra mektubu açar ve okur. Mektupta, “Lütfen ağlama, dünyayı görmek için gezmeye çıktım ve sana gördüklerimi yazacağım.” Bu, Ka

CANANIMSIN

Hasretiyle yandığım cananımsın Aşkıyla kavrulduğum cananımsın Gönül verip uğruna baş koyduğum Bir bakışıyla mest olduğum Kendisine talip olduğum cananımsın Hasta gönlüme ilacımsın, dermanımsın Her daim yanımdaki hasretimsin İçimde bitmeyen sızım, damağımdaki tadımsın Yüreğimde dinmeyen alevim, sönmeyen ateşimsin Bir simidi paylaştığım cananımsın Elimden tutup kaldırdığın Tüm âleme karşı koyduğun Tabulara çizgi çektiğin Engelleri beraber aştığım Zorluklara göğüs geren cananımsın Uğruna bir ömür çile çektiğim Nur cemalini görmek için Yıllar yılı hep hasret kaldığım Yanına varmak için haber saldığım Lale yanaklı cananımsın Ender Aydoğan

İÇİN

Gözümden süzülen yaşlar senin için. Gönülden sevişler hep senin için Zavallı aşığa bak için için Merhamet etmez misin şu fakir için Düşün, hisset bu aşkı sevdayı Seni candan seven şu garip için Çakıldın kalbime şu sızlayan gönlüme Bir bakışın yeter sevinmem için Sevilmek, neşelenmek, ferman etmek senin için Perişanlık, kederlenmek, söz dinlemek benim için Ağlarım gece gündüz sana kavuşmak için Dualarımda sen varsın sana varmak için  Kol kırılır yen içinde kalır  Bir dilek tut sen de benim için Eğerim boynumu bir umut var mı diye Kal sen de yanımda yan benim için  Ender Aydoğan  

YAZACAĞIM

Uyandım saçlarının gül kokusuyla Huzur buldum yârimin busesiyle Mesut oldum onun hoş sesiyle Adını adımın yanına yazdım Bir hoş oldum nezaketinle Mest ettin beni zarafetinle Cezbettin beni o hoş edanla Adını adımın yanına yazdım Büyüledin beni edanla, işvenle Cana can katan cilvenle Bir de dirilten tebessümünle Adını adımın yanına yazdım Beni esir eden nazınla Bazı bazı cesaret veren süzüşünle Bahtiyar olduğum gülüşünle Adını adımın yanına yazdım Her an kalbim çarpar seninle Bir an unutsam titrerim adınla Çaresizim sana olan sevdamla Adını adımın yanına yazdım Ender Aydoğan

YOK

Sensiz geçen ömrün neşesi yok sevinci yok Sensiz olan baharın tadı yok tuzu yokİ Alev alev sardı her yanımı bu sevda benim Yarin bize bir selamı yok sabahı yok Selam geldi yardan bugün bana bayram var Onsuz geçen günlerimin baharı yok yazı yok Kelimeler dizilir sana olan sevdam için Kalem elden düşmüyor sensizliğe dermanım yok Geldi geçti seneler sensizlik beni deli eder Sensiz geçen bir hayatın bir anlamı yok Anlattım ona tüm derdimi, hasretlik büktü belimi Söylesem de son türkümü hastalığımın ilacı yok Kaç yıl oldu ayrıyım ana ocağından yâr kucağından Varıp söylesem de haberdar etsem de hükmü yok Ender Aydoğan                

Ah'lar Ağacı Şairi Didem Madak

  Edebiyat sahnesinin çiçekli ve anne kokan şiirlerinin güzel kadın şairi, Didem Madak’ın hayat hikayesidir.... Didem Madak, 8 Nisan 1970’de İzmir’de doğar. Annesi Füsun, Madak doğduktan 6 yıl sonra şiirlerinde bahsettiği ‘uzun siyah saçlı kız’ Işıl’ı dünyaya getirir. Öğretmen olan anne babaları ile birlikte çok mutlu olan bu iki kız kardeş aynı zamanda çok iyi arkadaştırlar. “Işıl çocuktu o zaman, ben de öyle, Mevsim kesin yazdı, karpuzdan feneriyle, Hani her çocuğu başka bir çocuğa yaklaştıran bir şarkı vardır ya, Kıyıya yanaşan bir gemi gibi.”Zorluklarla geçen çocukluk yılları Didem Madak’ın çocukluğu fırtınalı geçmiştir. 12 Eylül döneminde babası okul müdürüyle tartıştığı için Uşak’a sürülür. Fakat annesi Füsun Hanım’ın tayini çıkmadığı için kızlarıyla birlikte Burdur’da kalır. Ülkenin çok karışık bir süreçten geçtiği bu dönemde yalnız kalan Füsun Hanım ve kızları korku dolu günler geçirir. Füsun Hanım bir gün, geceleri onları uyutmayan arka bahçedeki mısır yapraklarının hışırtılar

BİLMEZ MİSİN

Gönülden gönüle bir yol vardır, Beni sana esir eden bir nazar vardır, Tatlı sözlerinde bir sihir vardır, Beni mecnun ettin bilmez misin? Aşkından sararıp solsa da gönlüm, İçten içe ağlasam da dinmez hüznüm, Deva bulmaz bir ateşte yansa ruhum, Ateş söndüren su sendir bilmez misin? Çareyi aradım hep başka yerde, Gerçek sevdayı bulduğum sende, Gönül ateşinin yandığı yerde, Söndürecek sensin bilmez misin? Ruhumu esir alıp beni ağlattın, Çevirip muma ateşlerde dağlattın Gönül aynamı sende parlattım Sultanım sensin bilmez misin? Ender Aydoğan

KABUL ET

Gönülden gönüle bir yol vardır  O yol içinde bir güzel vardır Bu gönlün elbet bir sahibi vardır Sen de seviyorsun kabul et Gül yanağını görünce şaşırdım kaldım Volkanlar patladı içimde bir afete kandım Sanki kendimi cennette sandım Melek yüzlüm sevdin beni kabul et Elde kalem aklımda değişik düşünceler Bu aşk beni derde giriftar eder Ne zaman dile gelse düşünceler Sevdim seni ay yüzlüm kabul et Bazı Leyla oldum bazı Mecnun Dertlerim bu gece efzundur efzun Bendeki bu aşk füsundur füsun Şirin sözlüm sevdim seni kabul et Geçmişe takılıp kalmasan bari Gelecek yakındır bir sevsen beni Bir umuttur yaşatan aşkındır beni Servi boylum sevdin beni kabul et Ender Aydoğan

OLUR

Yağmur yağar ince ince Gönül bir ahuyu sevince Bir de çeşmini görünce Mest ü hayran olur. Gönül meyil verince Senin gibi yâr sevince Aşk yolunda tam pişince Gönül seninle hemhal olur Gözüm gözüne değince Bir hoş olurum gülünce İnci dişlerini de görünce Canım benim handan olur Elim eline değince Yâr kucağına uzanınca Cananla beraber uyanınca Gönlüm benim bahtiyar olur. Ender Aydoğan

ELLERİNDE

Arasan da olur aramasan da Gönül senin gül teninde Beklesen de olur beklemesen de  Gönül senin iç çekişinde Bilsen de olur bilmesen de Aşkım senin her nefesinde Bulsan da olur bulmasan da Sevdam senin gülüşünde Haber versen de olur vermesen de Gönül senin bam telinde Görsen de olur görmesen de  Canım senin ellerinde Duysan da olur duymasan da Ah edişim benim sen nefesimde İnansan da olur inanmasan da Varsın kalbimin her atımında Tutulsan da olur tutulmasan da Yangın benim her yanımda Yaksan da olur yakmasan da Ateş benim her tarafımda Taşısan da olur taşımasan da Bu aşk benim ta yüreğimde Tutsan da olur tutmasan da Ellerim senin ta ellerinde Anlasan da olur anlamasan da Aşkım senin tam yamacında Bağlansan da olur bağlanmasan da Sevgim senin aşk pınarında Süslensen de olur süslenmesen de Kalbim senin gönül güzelliğinde Çözsen de olur çözmesen de Düğüm senin sırma saçında Ender Aydoğan

YAŞANIR MI

Sular akıp durulmadan Denkler dengini bulmadan Can canana kavuşmadan Hayat sensiz yaşanır mı? Bu dert içinde bulunmadan Sevda çağında sevilmeden Derdim sana açılmadan Hayat sensiz yaşanır mı? Gül cemalini görmeden Tüm engelleri aşmadan Hâlim sana anlatmadan Hayat sensiz yaşanır mı? Eyyüp gibi ağlamadan Sular gibi çağlamadan Gönül sana açılmadan  Hayat sensiz yaşanır mı? Bu dil sana bağlanmadan Gam yükünü çekmeden Yolun dahi gözlemeden Hayat sensiz yaşanır mı? Sevda içimde büyümeden Bir an seni düşünmeden Varlığın ruhumda hissetmeden Hayat sensiz yaşanır mı? Ender Aydoğan

DİLE BENDEN

Güneş tepelerden doğunca Bir umut kaplar içimi Sen bana böyle gülünce Ne dilersen dile benden Akşam olup sen evine dönünce Bir hüzün kaplar içimi Kendine iyi bak deyince Ne dilersen dile benden Gece olup yatağıma yatınca O hoş sesin gelir aklıma Rüyalarıma sen girince Ne dilersen dile benden Her gün böyle böyle olunca Neşe kaplar benim ruhumu Senden güzel haber gelince Ne dilersen dile benden Tatlı sözünü duyunca Mest edersin canımı Bir de güzel bakınca Ne dilersen dile benden Candan cana sarılınca Hoş edersin gönlümü Bir de elimi tutunca Ne dilersen dile benden Aşkın alevi beni sarınca Yaktı ruhumu yârin hayali Kavuşmak için aştım cibali Ne dilersen dile benden Yıllardır güle hasret kalınca Tüttü burnumda hoş kokusu Tüm bedenimi benim sarınca Ne dilersen dile benden Aşk acısını tadınca Sildim gönül pasını Yâr belini sarınca Ne dilersen dile benden Ender Aydoğan

SEN OLMAYINCA

Bulamadım dünyada gönlüme mekan Yanımda senin gibi bir yâr olmayınca Olmayınca sen bitmez tükenmez ah u zarım Gönül eğlenecek yer bulamaz yanında yar olmayınca Dostlarım bana hep yabancı, arkadaşlar bir sancı İçimdeki ben bana yabancı mı yabancı Kendimi sana anlatabilmek inancı Sardı tüm bedenimi yanımda sen olmayınca Bütün varımı alsa da benden Tek ayırmasın seni benden Bu hasretlik gider mi benden Yanımda sen olmayınca Talih bana gülmez şans kapımı çalmaz Onulmaz bir derde düştüm sen olmayınca Ağrılarım dinmez dertlerim bitmez Sarar beni kederler yanımda sen olmayınca Ender Aydoğan

SEVECEĞİM

Dökülür dilimden kelimeler Bu gönül senin şarkını besteler Kimler ne derse deseler Seni kalpten seveceğim Bazı günler bazı geceler Tek yanımda ol yeter Senden gelir güzel bir haber Seni candan seveceğim Bu gönül hep seni bekler Kalpten geçer nice kelimeler Bir sesin beni teselli eder Seni içten seveceğim Bir yokluğun beni deli eder Bir varlığın beni mutlu eder Sessiz ve içten bekleyişler Seni gönülden seveceğim Ender Aydoğan

SENDEN BAŞKA

İçtim ayrılığın ayrılığın zehrini Çektim sensizliğin çilesini Yedim kaderin sillesini Sevemedin senden başka Çözemedim ben aşkın sırrını Silemedim ben gönül pasını Bilemedim bu bendeki coşkuyu Sevemedim senden başka Taşıdım ben aşkın yükünü Bekledim yıllar geçse de yârimi Aradım her yerde ben canımı Sevemedim senden başka Uzattım sen gelmesen de elimi Dolaştım bulmak için ben seni Duydum taşımışsın sen de bu sevdayı Sevemedim senden başka Durdurdum senin için dakikaları Haykırdım dağlara içten sevdamı Geçirdim çileyle o güzelim yılları Sevemedim senden başka Ender Aydoğan

Az Kuru

Üniversite'ye yeni başlamıştı. Ekonomik durumu iyi değildi. Ailesi yeteri kadar para gönderemiyordu. Mühendislik okuyordu. Çarşıda bir lokantaya girdi; - "Az kuru alabilir miyim? “ dedi. - Lokantacı hali anladı. Ağzına kadar dolu bir tabak kuru, bir de pilav getirdi. Para ise, sadece az kuru parası aldı. Talebe hergün" az" dedi; lokantacı çoook verdi. Yıllar geçti, okul bitti. Yıllar daha da geçti. Talebe zengin bir mühendis oldu. Aklına "az kuru" geldi. Atladı okuduğu şehre gitti. Çarşıda lokantanın olduğu yere gitti. Baktı ki lokanta yok. Hemen esnafa sordu: - "Buradaki lokanta nerede, sahibi nerede? “ Esnaf, - Lokanta kapandı, amca da az aşağıda oturuyor. Tarif ettiler. - Talebe gitti evi buldu. Kapıyı çaldı. Amca kapıyı açtı. -" Buyurun dedi" - Amca ben yıllar evvel burada okudum. Hep az istedim sen hep çook verdin. Amca talebeyi hatırlamadı. O her talebeye öyle yapardı. - "Hatırlamadım oğlum, yıllar oldu." dedi. Talebe, - "

HAYRANIM

Tatlı tatlı bakışın İnce ince süzüşün Bir de hoş gülüşün Ben sana hayranım Baldan tatlı dudakların Kiraz gibi yanakların Servi boylu endamın Ben sana hayranım Gönül çelen sözlerin Efsun eden gözlerin Hoş kokulu saçların Ben sana hayranım İnce narin ellerin İnci mercan dişlerin Keman gibi kaşların Ben sana hayranım Ender Aydoğan

DÖNERİM

Hem ağlarım hem gülerim Ben yârimi çok severim Sesini bir gün duymasam Yaşayan ölüye dönerim Dudaklarımda hep o güzel adın Gönlümde bitmez senin aşkın Seni bir gün görmesem Çorak toprağa dönerim Saatler bitmiyor yapayalnızım Yıllar var ki bitmiyor acım Bir gün ermektir sana muradım Sevmesen eğer kor ateşe dönerim Rüyalarıma girer endamın Unutulmaz senin hoş kokulu saçın Şu dünyada sana ermektir emelim Sen yoksan bir deri bir kemiğe dönerim Ender Aydoğan

GEL GİDELİM

Yârim, varım, hoş edalım, tatlı dillim Söylemeden anlarsın tatlı tatlı süzersin Bir de aşığın gönül çelersin Gel gidelim buralardan Kimi zaman sığmam ben kabıma Aklıma sen gelir durulurum O hoş sözüne vurulurum Gel gidelim buralardan Aşkın deryasını gel aşalım Durun diyenlere karşı koyalım Kınayanlara bizi dilsiz olalım Gel gidelim buralardan Dua edenlere amin diyelim Hor görenlere ne diyelim Bizi anlamazları hoş görelim Gel gidelim buralardan Ender Aydoğan

UMUT VAR

Yalnızlığın zehrini içtim yudum yudum Sensizliğe yoktur benim hiç tahammülüm Cümle alem bana yad ve yabancı Sana gelmek için bir umut var Sana vardığım yollar çıkmaz sokak Gönlümü tarümar eder bu durak Elbet bir gün lutf eder bana Hak Seni görmek için bir umut var Kaybolsa da yıllarım  Boş kalsa da kucağım Yansa da aşkınla yüreğim Seni bulmak için bir umut var Bitmek bilmiyor gecelerim Hep adını hecelerim Dayanılmaz acılarım var benim Sana kavuşmak için bir umut var Ender Aydoğan

BUL BENİ

Gönülden gönüle bir yol ararsan Âşıklar için sen bul beni Derinden derine duygular beslersen İçinden içime yol aç bul beni Gözümden yaşlar dökülür hicranla Ayrılık acısıyla dönmüşüm ben muma Anlarsın bu aşkı sen de zamanla Garipler içinde sen bul beni Zamanla nasıl da değişiyor insan Dertlilere hekimler olmuyor derman Yâreme yaramaz hiçbir merhem Hastalar içinde sen bul beni Ender Aydoğan

ANACAĞIM

Çıkar engeller aşmak için Sana olan sevdama varmak için Belalar gelse durdurmak için Yüreğimden seni hep anacağım Aklımdan çıkmıyor o güzel yüzün Ne hoşsun sen o tatlı tebessümün Beni mest eden o şirin sözün Seni hep aklımda tutacağım Yıllar geçse de aklımda kalacaksın Karanlık ruhuma güneş gibi doğacaksın Ecel bir gün kapıma gelince Adını son kez anacağım Bir ömür geçse de senin uğruna Yine de yeter diyemem bu aşk ... Dayanılmaz acılar çektim senin yoluna Seni hep güzelliklerle anacağım Ender Aydoğan

BEKLEYECEĞİM

Merak edip beni aramasan da Sual edip bir hatrımı sormasan da Senin için çektiklerimi bilmesen de Ben hep seni bekleyeceğim Yağmur yağar inceden inceden Karanlık gecelerde beklemekten Hasta olup yataklarda inlemekten Ölene kadar ismini heceleyeceğim Kalem olup sayfalarda gezsem de Bir nefes olup seni içime çeksem de Bir köz olup ciğerimi yaksan da Adını kimselere demeyeceğim Bir nergis gibi güzel koksan da Ceylan gibi dağda bayır da seksen de Bir kuş olup avuçlarıma konsan da Seni mahşere kadar saklayacağım Bir dermansız derde düşsem de Aşkın deryasında boğulsam da Sensiz geçen günlerime yansam da Sabır deyip bir gün sana ereceğim

GEREK SENİ

Güller içinde gördüm seni Gül koklarken buldum seni Aşk içinde buldum seni Bana seni gerek seni Dün rüyamda gördüm seni Neşe içinde buldum seni Ta uzaktan sevdim seni Bana seni gerek seni Düğümler içinde çözdüm seni Dertler içinde andım seni Aşka müptela kıldın beni Bana seni gerek seni Güzeller içinde seçtim seni Perişan halimi sezdin beni Şehla bakışınla süzdün beni Bana seni gerek seni Ender Aydoğan

HASRETİM

Yıllar var ki cananı görmedim Neden dediler sararıp soldun Hep acılar içinde neşeyle güldüm Gül yanaklı ben o yâre hasretim Vakit daralıyor azabı tattım Sevda ateşiyle kor gibi yandım Bir güzelin uğruna küle döndüm Ceylan bakışlı ben o yâre hasretim Gençlik hevesiyle deryaya daldım Yâr arzusuyla engelleri aştım Bir sözüyle hepsine çizgi çektim Tatlı sözlü ben o yâre hasretim Bir gece sancıyla yerimden kalktım Ona bir şeyler olacak sandım Dertler içinde ben yine kalakaldım Şirin sözlü ben o yâre hasretim Ender Aydoğan

DİYORUM

Dokunmak isterken kalbindeki en titrek tele Bir mum gibi eridim döndüm ben küle Bülbülün söylediği şarkılar güledir güle Artık sen de beni sevsen diyorum Her ne kadar soğuklar işlese de içime İçimdeki yangını söndüremez bir nesne Sensizliğe çare olamaz hiçbir menekşe Artık sen de beni sevsen diyorum Varmasa dilim görmese de gözüm Tarif edilmez acılar çekse de yüreğim Gönlümdeki sırlar dökülmese de canım Artık sen de beni sevsen diyorum Bulamadım gönlüme senin gibi barınak Hayat boyu hep ismini anarak Bir melek olup rüyalarıma girerek Artık sen de ben sevsen diyorum Seninle değişti talihim bahtım Terk eyledim diyarı sensin vatanım Tutabilsem ellerinden ne olur gülüm Artık sen de beni sevsen diyorum. Ender Aydoğan

GEL DİYE

Gece gündüz bitmez ah u zarım Kırık gönlüme meyil vermez cananım Gülüşüne hasret kaldım nigarım Haber etmiş gel diye Seninle sohbet etmek benim muradım Niçin bitmez senin inadın Kırıldı artık kolum kanadım Ferman etmiş gel diye Aşkınla mest olmuş sarhoşum Ne yaptığını bilmez bir hoşum Beni kınayanlar size nahoşum Buyruk vermiş gel diye Acılarla hayat boyu yoğrulmuşum Gençlik gitmiş yorulmuşum Sevda ateşinde boğulmuşum Nazar etmiş gel diye Ender Aydoğan

GÖNÜL

Hasta gönle derman arar bu gönül Adını dilinden düşürmez bu gönül Ferman-ı aşka uyarız kabulümüz var Gonca dudaklı yâre açılmaz bu gönül Şehla gözlü yârdan haber beklerim Sabaha dek bekler sabreder bu gönül Duvarlar her gece yürür üstüme Yalnızlık bana zindandır ey gönül Hastalık sarsa da her yerimi Vazgeçmez senden ölse de bu gönül Bütün bunlar gelmez sanma başına Âşık ol da anla beni ey gönül Ender Aydoğan

GİBİ

Seni sevmek ateşten bir gömlek giymek gibi Sevmek seni alevde eriyen bir mum olmak gibi Seni sevmek çöllerde Leyla'yı aramak gibi Sevmek seni kavuşmak hasretiyle Züleyha olmak gibi Seni sevmek bir cocuğun yüzündeki neşe gibi Sevmek seni bir genç kız kalbinde atmak gibi Seni sevmek temiz havayı içine çekmek gibi Sevmek seni engin denizlerde yol almak gibi Seni sevmek sevdiğim bir müziği dinlemek gibi Sevmek seni coşkun akan bir nehirde yüzmek gibi Seni sevmek harika bir manzarayı izlemek gibi Sevmek seni  özlediğim bir dosta sarılmak gibi Seni sevmek acıklı bir türküyü mırıldanmak gibi Sevmek seni yardan müjdeli bir haber almak gibi Seni sevmek bir şehri sabaha kadar gezmek gibi Sevmek seni sabaha kadar çılgınca eğlenmek gibi

YOK

Sensiz geçen ömrün neşesi yok sevinci yok Sensiz olan baharın tadı yok tuzu yok Alev alev sardı her yanımı bu sevda benim Yarin bize bir selamı yok sabahı yok Selam geldi yardan bugün bana bayram var Onsuz geçen her günün baharı yok yazı yok Kelimeler dizilir sana olan sevdam için Kalem elden düşmüyor sensizliğe dermanım yok Geldi geçti seneler sensizlik beni deli eder Sensiz geçen hayatın benim için bir anlamı yok Havalar burda soğuk içimde beni yakan bir kor Hasret çeken gönlümden o afetin haberi yok Ender Aydoğan 

SEVİNCE

Bütün yüklerim hafifler sen sevince Dertler bana yoldaş olur sen sevince Bir gün olur duymasam o güzel sesini Ölgünleşir ruhum yanımda sen olmayınca Bir kor olup girdin şu hasta gönlüme Perişanım payimalim sen bana çare olmayınca Vefalı bir dost arar benim yaralı yüreğim Bir haber bekler şu zavallı, sen aramayınca sormayınca Bu hasretlik bu özlem bir türlü bitmiyor Her gece rüyalarıma sen girmeyince Kanamam hiç dinmek bilmiyor Yaralarıma merhem sen olmayınca Şu genç yaşta büküldü belim kalmadı halim Bir yere gidemem artık elimden sen tutmayınca Bir şey oldu sanırım gözlerini sen süzmeyince Harap olur mahvolurum bir kez bana bakmayınca Ender Aydoğan

SEN

 Aklımda sen, fikrimde sen, ruhumda sen, canımda sen Bilinmez bir derde düştüm yine hep yanımda sen Çarem sensin, ilacım sen, derdim sensin dermanım sen Acım sensin, tatlım sen, endişem sensin neşem sen Güzel sensin, çirkin benim, kötü benim iyi sen Zarif sensin, kaba ben, mahbûb sensin âşık ben Sultan sensin köle benim, talip benim matlup sen Ferman senindir taht senin, mülk senindir taç senin Rüyamda sen varsın, dualarımda sen, niyazımda sen Çevremde hep sen varsın, yöremde sen civarımda sen Gam bende, neşe sende, keder bende sevinç sende İstek bende, arzu sende, dert bende, derman sende Mecnun bensem Leyla sensin, Yusuf bensem Züleyha sen Dilimde ismin kalbimde sen, ilmek ilmek bu aşkı ören sen Bu tatlı huzurumsun sen hem mutluluğum Neşe bulduğumsun sen zor günlerimde sevinç kaynağım Ender Aydoğan

GÜNEŞİMSİN

Mehtabımsın ayımsın, hiç sönmeyen yıldızımsın Işığımsın ferimsin, hayat veren güneşimsin Sultanımsın şahımsın, ferman veren padişahımsın İhsan eden hünkarım, can yakan celladımsın Güzel seslim, şehla bakışlımsın, hayat veren abı kevserimsin Nice günler bahtına düşen, beni yakan afetimsin Gülen yüzlü al yanaklı yarimsin, helalimsin Bir bakışına kurban olduğum ne hoş kadınımsın Çiçeğimsin gülümsün, hiç eksilmeyen güzel kokumsun Nergisimsin sümbülümsün, lale yanaklım bal dudaklımsın Şirin sözlüm gümüş tenlimsin, gözümün nuru efendimsin Hasta gönlüme ilacım, ruhuma şifa veren hekimimsin Dillere destan dilberim, temiz ruhlu meleğimsin Kırsan da incitsen de biricik nigarımsın benim Aşkımın tek şahidi cananımsın, canımsın Sensizlik alın yazım, mahvımsın kaderimsin Nice zamandır habibimsin, dostumsun, sırdaşımsın Nur-i cihanım iki gözümsün, ahde vefalı yârimsin Kara kaşlım kara gözlüm bal dudaklımsın Gönül bahçemde açan kırmızı bir gülsün Ender Aydoğan

GÖZLERİN

Gözlerin gözlerin o ceylan gözlerin Beni mest eden o mahmur gözlerin Sözlerin sözlerin o manalı sözlerin Beni ummana salan o esrarlı sözlerin Bakışın bakışın o sihirli bakışın Beni büyüleyen o işveli bakışın Saçların saçların o hoş kokulu saçların Beni sarhoş eden gül kokulu saçların Dudakların dudakların o kırmızı dudakların Şeker şerbetten yeğdir o kızıl dudakların Kaşların kaşların yay misali gergin kaşların Atılan bir oka bir yaydır o keman kaşların Ender Aydoğan  

VAR

Edasına işvesine kurban olduğum Seni sevmemeye dermanım mı var Sesine, edasına meftun olduğum Beni sevmemeye ahdin mi var Hâline, duruşuna âşık olduğum Seni görmemeye hâlim mi var Ahu gözlerine hasta olduğum Âşığına kastetmeye yeminin mi var Saçlarının tek teline canım verdiğim Sana mest olmamaya imkanım mı var Endamına, cilvesine hayran olduğum Tuzağına düşmemeye mümkünüm mü var Huyuna suyuna turab olduğum Yoluna toprak olmamaya hâlim mi var Bakışına, gözlerine özlem duyduğum Seni istememeye dayanır canım mı var Sevdanın ateşinden yanar olduğum Mum gibi eriyip perişan olduğum Aşkınla kendimi bilmez olduğum Hâlâ nazlanmaya peymanın mı var Bu aşk yolunda canım hiçe saydığım Beni sev diye her şeylerden geçtiğim Belki bir gün sever diye hasret kaldığım Haydi gel demeye fermanın mı var Ender Aydoğan